Bu Blogda Ara

6 Eylül 2016 Salı

Şu'an

Masamdaki mumu yakalı çok olmadı. Bir oluş içerisinde yağını biterecek ve bir başka şeye dönüşecek. Tıpkı önceleri gibi. O da kendinde şeydi, önce ve sonra arasında da vardı:
şu'an.
Biliyor, duyuyor, dokunuyor ve konuşuyor ateş.
Teoman bir devletin temellerine nazik nazik dokunalı bir kaç gün, Eyyubi Avrupa'yı kutaralı birkaç saat oldu. daha ilk soluğunu unutmadı. Hasan Sabbah'ı Nizamiye medresinde saklanırken ayık izleri görüneli çok olmadı. Yüzündeki çukurlarda acaba bugün hangi fedaiye bürüneceği korkusunu bu gece karanlığından daha kıskandı.
Kürtler Malazgirt'te Alpaslan'a yardıma gideli birkaç dakika oldu. Atlarındakı ter kokusu ovaya yayılalı kuşlar dilsiz Anadolu tarihine. Uzun Hasan dün yenildi. Düne ait. Kendi ve ötelerindeki adı gibi.
-Tarih şu'an çok meşgul.
Sizden uzaklaştıkça (uzam) geçmişinize, eskiye uzanıyorum.
Duruyorum,
izliyor ve tekrardan dönüyorum.
Bu sefer bütün geçmişinizi bilerek geleceğinize dokunuyorum.
Mars'ta buğdayı yiyen ilk ademim. Üzerinden aya doğru soğuk metal henüz geçti.
Huzurla, topraktan ışığa tarih öncesi köpeklere sesleniyorum.
Akıl: ışık
Sonsuz kütle ve ağırlık.
Işıkta varoldular, varlar ve olacaklar.
Firdevsi ve Enduka
İskender ve Zerdüşt
Hypatia ve Xecê
.
.
.
Hepsi ayni ànın ışığı bittiler.
Geçmiş, şu'an ve gelecek bizi izliyor ve olağan gerçekliğiyle bir ilizyonu oynuyorlar.
Şu'an: geçmiş ve gelecek bir ışık demetinde bu sefer donmuş bir nehir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder